ENSEST, STOCKHOLM SENDROMU VE DİĞERLERİ

Stockholm Sendromu, kısaca mağdurun kendisine şiddet uygulayan, rehin alan, tecavüz eden kişiye duyduğu duygusal yakınlık olarak tanımlanabilir. Toplumda tecavüzcüsüne âşık olma durumu olarak ta bilinmektedir. İlk kez 1973 yılında Stockholm’de yaşanan bir banka soygunu sırasında rehinelerin soyguncunun yanında yer alması ile fark edilen bir durumdur.  Bu sendrom mağdurun mağduriyetini yaşarken karşı tarafa hak vermesi, empati yapması ile birlikte gelişir. Karmaşık gibi görünse de aslında hissedilen şey güçlünün haklı olduğu psikolojisidir. Ensest bilindiği üzere birinci derecede akrabalar (anne, baba, kardeş) arasında ortaya çıkan cinsel özellikler içeren ilişkiler olarak tanımlanmaktadır. Hala, dayı, amca, kardeş çocuğu, anneanne, babaanne dede ile olan ilişkiler de ensest kapsamında değerlendirilir. Eski Mısır ve Roma dönemlerinde yasal olarak kardeş ve anne çocuk evlilikleri bilinmektedir. Uygarlığın gelişmesiyle birlikte ensest yasaklanmıştır. Ensestin toplumsal bir tabu olması nedeniyle görülme oranı tam olarak bilinemese de yapılan çalışmalar % 5-10 arasında olduğunu göstermektedir. Çocuk yaşta biri ile yaşanan ensest olayları da ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI dır. Cinsel istismar daha çok kız çocuklarında görülmekle birlikte her iki cinsin de mağduriyeti söz konusudur. Aile içinde istismar söz konusu olduğunda da en fazla baba, amca, dayı ve abi gibi yakın çevrenin istismarı söz konusudur. Çocuk ilk başlarda bunu bir oyun sanabilir. Rahatsızlık vermeyecek yaklaşımlarla uygulandığında mağdur anlayamayabilir. Olayı bir sevgi göstergesi olarak algılayabilir. Bir gizlilik söz konusu olduğundan mağdura bir paye verilmektedir. Masumiyeti çağrıştıracak ”küçük kadınım” “aramızda sır olsun”, “sadece ikimizin ortak sırrı” vb. cümleler ikili arasında özel bir ilişki modeli oluşturabilir. Cinselliği çok erken yaşta öğrenen mağdur; kişilik gelişimini oluştururken cinselliği kullanan bir modelle öğrenecek ve önüne geçilemez kişilik bozulmaları söz konusu olacaktır. Günlük yaşantısında cinselliği kullanma eğiliminde olan mağdur zaman içinde bu davranışları normalleştirecektir. Çevresindeki diğer kişilerle benzer davranış kalıplarıyla iletişim kuracaktır. Tanıştığı kişilerle kısa bir süre sonra cinselliğin ön planda olduğu bir ilişki yaşayabildiği gibi; ensest yaşadığı kişiyle aşk sandığı duygularla ilişki yaşayabilecektir. Bu durum sevgi sanılıp patolojik bir aşk ilişkisine dönüşebilir ya da saldırganıyla empati yapıp Stockholm Sendromuna da dönüşebilir. Toplumda iki erişkin arasında görülen iletişim modelleri kişilerin eşleri haricinde hiç kimseyi ilgilendirmez ancak ensest bunun dışında hem yasalar hem de toplum tarafından yasak olarak belirlenmiş olgulardandır. Ensest bir tarafın mağdur olduğu, büyüğün küçüğüne uyguladığı bir istismar modeli olduğu için İKİ BAĞIMSIZ YETİŞKİN’den söz etmek mümkün değildir. Yaşları 18 in üstünde olması bu kuralı değiştirmemektedir. Bizler bilim insanları olarak habercilerin yaptıkları haberlerde, yorumlarda, sosyal medyada yapılan okuyucu yorum ve değerlendirmelerinde mağduriyete uğramış, uğraması olası çocuklarımızı da göz önünde bulundurması ve daha duyarlı olmasını bekliyoruz!